Seçimlerde Uygulamaya Yansımayan Eşit Oy İlkesi ve Ülke Barajı Kuralı

2002 Seçimlerinde gümrüklerde kullanılan oylarla birlikte seçim bölgelerinde toplam 31.528.783 geçerli oy kullanılmıştı. Yani, meclisteki 550 milletvekilini bu oylar belirlemişti. Toplam geçerli oy sayısını 550’ye böldüğümüzde 57.325 sayısına ulaşıyoruz. Bu sayı, seçilen bir milletvekili için ‘en adil’ oy sayısıdır. Bu sayıya yakınlık, o milletvekilinin meşruiyetinin düzeyini gösterir. Bu sayı ‘ideal’ bir sayıdır, tüm milletvekillerinin bu sayıda oy ile seçilmesi zaten imkânsızdır, ancak bu sayıdan orantısız şekilde çok daha düşük bir oy ile milletvekili olmuş bir kişinin temsil yetkisi ve meşruiyeti tartışmalıdır. Okumaya devam et Seçimlerde Uygulamaya Yansımayan Eşit Oy İlkesi ve Ülke Barajı Kuralı

Reklamlar

2007, 2011 ve 2015 Seçimlerinde Ülke Barajı Zulmünün Sonuçları

2002 Seçimleri zalim ülke barajı kuralının zalim sonuçlarını görmek için en önemli semboldür. Sonraki 2007 ve 2011 Seçimlerinde de benzer durumlar yaşanmış olsa da, sonraki bu seçimlerde baraj altında kaldığı için ‘yok hükmünde’ sayılan oylar, 2002 Seçimlerinde olduğu kadar yüksek oranda değildi. Fakat pek kimsenin dikkat etmediği bir gerçek var ki, oy kullanan ciddi oranda bir kitle, asıl oy vermek istediği partiye, oyunun ‘boşa’ gideceği, yani ‘yok hükmünde’ sayılacağı yaptırımından çekinerek, ülke genelinde yüzde 10 oy oranını geçebilecek partiler arasında seçim yapmak zorunda kalıyorlar. Seçim sonuçlarına bakıldığında, örneğin 2011 Seçimlerinde yüksek oranda bir gayrimeşru temsil oranı görülmese de, insanları birkaç partiden birine oy vermeye mecbur bırakan bir sistem yüzünden vatandaşların iradeleriyle oy pusulasında işaretledikleri beyanları arasında oluşan farkın da dikkate alınması gerekecektir. Sosyolojik gerçekler kapsamında rahatça görülebileceği üzere, çok ciddi oranda bir kitle, oyunun boşa gitmesi yaptırımından kaçmak için asıl iradelerinin gösterdiği partiden başka partilere oy veriyorlar. Bu durumun tek sorumlusunun da zalim ülke barajı kuralı olduğu aşikârdır. Okumaya devam et 2007, 2011 ve 2015 Seçimlerinde Ülke Barajı Zulmünün Sonuçları

BDP, HDP, PKK Terör Örgütü ve Ülke Barajı

Bölücü terör örgütünün yasal temsilcisi olan siyasi partinin meclise girmesini engellemek için ülke barajı kuralının devam etmesini istemek, gerçeklikten uzak, basit bir yaklaşımdır. Bu terör partisi şu an, bağımsız adaylar gösterme yöntemiyle ülke barajı kuralını zaten delmiştir. Ülke barajı kaldırıldığında, bu terör partisinin, parti adı altında seçime girmesi halinde, ancak 5-10 civarı daha fazla milletvekili çıkaracak, mevcut duruma nazaran çok ciddi bir güç farkı olmayacaktır. Terör partisinin, demokrasi kılıfı altında mecliste temsil edilmesi kan dondurucu bir durum olsa da, başka bir zalimliğin, bu gerekçeyle haklı gösterilmesi mümkün değildir. Bu sorunun çözümünde; Anayasamıza, “terör örgütlerinin propagandasını yapmakta ısrarcı olan milletvekillerinin ‘meclis kararıyla’ derhal milletvekilliğinin düşürülmesini” sağlayacak bir hüküm eklenmesi en erdemli çözüm olacaktır. Okumaya devam et BDP, HDP, PKK Terör Örgütü ve Ülke Barajı

Ülke Barajı Zulmünün Bitmesi için Halkın Talep İradesi

Ülke barajı kuralı, uygulamada, yüzde 10’u aşan partilerin menfaatine olduğu için ve bu seçim mevzuatını değiştirmeye yetkili olan yasama organında da genel olarak yüzde 10’u aşan partiler olduğu için, bu zalim kuralın değişmesi zor görünüyor. Bu durum, kraliyet ile yönetilen bir ülkede, kralın cumhuriyete geçişi istemeyişi gibidir, ama cumhuriyete geçmek için gerekli düzenlemeyi de ancak kral yapabilir, çıkmaz bir kısırdöngü oluşur. Ancak bu paradoks, cumhuriyeti ve demokrasiyi unutmaya gerekçe değildir, halk gerekli ölçüde baskı oluşturursa yöneticiler nihayet çaresizce halka boyun eğmek zorunda kalırlar, tarihte de hep böyle olmuştur. Bu konuda önemli olan halkın talep iradesidir. Toplumumuzun çoğunluğu yüzde 10 oy oranını geçen partileri desteklediği için bu zalim kuralın kaldırılmasına yönelik bir talep iradesi gösterilmiyor. Ancak, çağdaş demokrasi yöntemleriyle ve ‘gerçek cumhuriyet’ ile yönetilmek isteniyorsa, baraj kuralının sonlandırılması için talep iradesinin ortaya konması gerekecektir. Aksi takdirde, ‘milli irade’ ve ‘sandık’ vurgusu yapmanın ‘samimiyetsizlik’ olduğu gerçeği artık görülmek zorundadır. Okumaya devam et Ülke Barajı Zulmünün Bitmesi için Halkın Talep İradesi

Yönetimde İstikrar ve Temsilde Adalet Bağlamında Ülke Barajı

Ülke barajı kuralının devam etmesini isteyenlerin çoğunluğu, menfaatlerine uygun olması sebebiyle böyle bir tavır içine giriyor olsalar da bu menfaatlerine bahane olarak ‘istikrar’ gerekçesini sunuyorlar. Tek başına iktidar olan bir partinin ‘istikrar’ bahanesini öne sürerek bu politikayı sürdürmesi, gerçekten de menfaatine olurken; muhalefet partileri de gerçekliğin aksine, ülke barajının kendi menfaatlerine uygun olduğu yanılgısı içindeler ve aslında iktidar partisinin güçlü kalmasına çanak tutuyorlar. Okumaya devam et Yönetimde İstikrar ve Temsilde Adalet Bağlamında Ülke Barajı